Adalet Bakanı Sayın Cemil Çiçek'e gönderdiğim
11 Nisan 2007 tarihli dilekçem

 

Adalet Bakanı Sayın Cemil Çiçek Beyefendi,

Annem Türkan Akyüzalp bir süreden beri savcılıklara ve diğer bazı resmi makamlara hakkımda asılsız ihbarlarda bulunuyor basına ve medyaya kasten yalan beyanlar veriyor, beni ve başka masum insanları mağdur edecek iftiralarda bulunuyor.

Bununla ilgili makamınıza çeşitli defalar bu konuyu anlatan, şikayetçi olduğumu bildiren dilekçelerle başvurdum ve müteakkip defalar savcı huzurunda Türkan Akyüzalp'in iftiralarına cevap verdim. Ancak kendisi bu çirkin tavırlarına halen devam etmektedir. Kendisi de gerçeği çok iyi bildiği halde, çeşitli savcılıklara teker teker başvurup samimiyetsiz beyanlarda bulunarak adaleti yanıltmayı hedeflemekte, basın ve medya karşısında duygu sömürüsü yaparak amacına ulaşmaya çalışmaktadır. Bir yandan benim hapse atılmam, akıl hastanesine kapatılmam için başvurularda bulunurken bir yandan da televizyonlara çıkıp benimle görüşmek istediğini söyleyerek herkesi kandırmaya çalışmaktadır. Aslında bana hiçbir düşkünlüğü ve sevgisi yoktur. Bunu tüm tavırlarıyla tüm yaşantısıyla göstermektedir. Bütün bunlar maddi menfaat elde etmek için başvurduğu, kendisinin bir oyunudur. Evladını seven, vicdan sahibi hiçbir anne böyle iftiralarda bulunamaz.

Annem Türkan Akyüzalp'in gayrimeşru ve gayriahlaki yaşantısı sebebiyle aramızda köklü bir fikir ve ahlak anlayışı ayrılığı olduğundan yaklaşık 10 yıldır kendisiyle aynı evde yaşamıyorum, çok mecbur kalmadıkça da kendisiyle görüşmüyordum. Can güvenliğimi tehdit eden ve son zamanlarda giderek artan ciddi saldırıları sebebiyle de 6-7 aydır hiç görüşmüyorum. Bunu da mahkeme huzurunda hür ve bağımsız olarak defalarca söylememe rağmen bunlar hiç yaşanmamamış gibi kendisini masum anne görünümüne sokup uydurma şeyler anlatarak iftiralarına zemin yaratmaya çalışmakta, arkadaşlarımın evlerine  kasıtlı yalan ihbarlarla polis baskınları düzenlenmesine, masum insanların mağdur olmasına sebep olmaktadır.  

Oysa yanlışlıkla eve gitmem halinde karşılaşacağım durum bellidir. Aynı eski saldırganlığıyla bana dehşet saçacağı, küfür ve hakaretleriyle sürekli rahatsız edeceği malumdur. Defalarca canıma kastederek saldırmıştır. Canımı kaçarak zor kurtardığım birçok vaka vardır, ancak bir sonraki saldırısında beni yaralaması ya da öldürmesi kuvvetle muhtemeldir. Bu konuda devletimiz tedbir alsa bile ortada çok daha vahim bir durum vardır. Evinde kadın pazarlamaktadır, evine giren çıkan uygunsuz insanlarla, çirkin işler için evine gelen telefonlarla muhatap olamayacağım açıktır. Böyle ahlaka uygun olmayan bir hayat yaşamasını gayrimeşru ilişkiler içinde olmasını kabul edemiyorum. Ben onuruma haysiyetime düşkün bir insanım, haram para ile yaşanan bir evde bu zihniyetteki kişilerle yaşamam, o eve ayak basmam, böyle çirkin, gayrimeşru bir işi meslek edinen annem Türkan Akyüzalp'le görüşmem mümkün değildir. Bu benim şahsi kararımdır. Bu şekilde onurumu kırdırmam, haysiyetime laf söyletmem.   

Türkan Akyüzalp, kendisi gibi aynı çirkin işlerle geçimini sağlayan bir başka kadınla birlikte ittifak ederek, masum anne rolünde iftiralar atmaya devam ediyor. Asıl amacı Babuna ailesinin basında tanındığı gibi tanınmak meşhur, bilinen biri olmak bu yolla gayrimeşru işlerini arttırmak ve kendine yeni sermayeler bulmaktır. Genç kızları masum anne görünümünde bu yolla tuzağa düşürmeyi amaçlıyor. Onları evlendirme, iş bulma vaatleriyle kandırıyor. Aile evi görünümü verdiği için kendisinden şüphe edilmiyor. Bu yolla epey miktarda para ve servet de edindi. Bu paraları orada burada harcıyor. Kendisine yeni ev aldı, ayrıca bana bir süre önce bankada gizli hesapta büyük miktarda parası olduğunu söylemişti. Zaten yaşadığı hayat memur maaşıyla yaşanabilecek bir hayat değildir. Bunun çok daha üstünde, çok lüks bir hayat yaşamaktadır, araştırılırsa hemen anlaşılacaktır.

Televiyonlara çıkıp bana "Kaç kurtul" diyor. Kaçıp kurtulunacak tek bir yer var, o da Türkan Akyüzalp'in kendi evidir. Ben de o evden kaçıp kurtuldum. Kendisi de bunu biliyor, ancak sırf rahatsızlık vermek ve psikopatlık yapmak için bana bu şekilde baskı yapıyor. Bana karşı çok yoğun bir psikolojik savaş yürütüyor. Hakaretlerle iftiralarla saldırıyor. Ben namusuna haysiyetine düşkün bir insanım. Ne kadar baskı yaparsa yapsın buna boyun eğmem. Tehditlerine aldırış etmem. Türk adaletine güveniyorum. Devletimin beni koruyacağına, üzerimdeki bu baskının kaldırılacağına gönülden inanıyorum. Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 

Ebru Akyüzalp
11.04.2007

 

Anasayfa